Varlık Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Varlık Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2016 Çarşamba

Büyük Balıklar / Orhan Hançerlioğlu

Büyük Balıklar
Orhan Hançerlioğlu
1958

     Orhan Hançerlioğlu'nun Büyük Balıklar adlı romanının, benzersiz ve heyecan verici bir çalışma olduğunu başlangıçta söylemem gerek. Sabahın erken saatinden, akşamın geç saatine kadar geçen bir günlük süreçte, İstanbul sokaklarında devam eden hareketli hayatların, bir günlük panoraması ortaya konmuş. Gündelik karşılaşmaların tesadüfleri içinde kişileri birbirine görünmez bir bağla incelikle zincirleyen yazar, bu romanıyla benzersiz bir edebiyat deneyimi sunuyor. Bir hikaye içinde yapılması makul olan biçimsel bir denemeyi, seksen üç sayfalık, tek bölümden oluşan bir romanda yapabilmek, cesaret ve üslup ustalığı ister doğrusu. Orhan Hançerlioğlu'nun da bu iddialı girişimi, büyük oranda başardığı söylenebilir. Ancak kitabın adının "Büyük Balıklar" olması bence bir handikap. Eserin içeriğinin orijinalliğini vurgulayabilecek daha çarpıcı bir ad koyulabilirdi romana. Özellikle de deneysel edebiyatı sevenlerin, yarım yüzyıl önce yapılmış bu çarpıcı roman çalışmasını okumalarında fayda görüyorum.

14 Aralık 2014 Pazar

Şarkılar / Hulki Aktunç

Şarkılar
Hulki Aktunç
1992

Hulki Aktunç kitaptaki şiirlerini "Şarkı" adını vererek numaralandırmış. Bu eserde uzunlu kısalı kırk tane şarkı var. Kitabın ilk sayfalarından itibaren beni içine çektiğini, derinlerine sürüklediğini belirtmem gerek. Şair Aktunç'un efsunlu bir dil oluşturmada usta olduğu hemen anlaşılıyor. Kitap bittiğinde okur zevki olarak dört dörtlük bir tatmin sağlamasa bile, dilsel giriftliğin çözümü açısından dönüp şiirlere tekrar bakma isteğini tetiklediği iddia edilebilir. İçerdiği temel izlekler daha belirgin ele alınsa Hulki Aktunç'un "Şarkılar"ı çok daha sarsıcı bir etki oluşturabilme potansiyeline sahipmiş. Ancak eser bu haliyle de şairin başka kitap çalışmalarını edinip okuyabilme arzusunu uyandırıyor.

7 Aralık 2013 Cumartesi

Hakkâri Dedikleri / Selâhattin Şimşek

Hakkâri Dedikleri
Selâhattin Şimşek
1960

Roman gibi bir hayat yaşamış Selahattin Şimşek. Bu yaşadığı hayatın romanını da yazmış bir bakıma. Ama yarım kalmış yazık ki. Yazar bu kitabı yazarken Hakkari yollarında can vermiş, Zap suyu alıp götürmüş cesedini. 1950'li yılların sonlarında Güneydoğu Anadoluyu son derece güçlü ve çarpıcı şekilde tasvir eden nitelikli bir kalemle karşı karşıyayız. Köy Enstitüsü mezunu, idealist bir ilköğretim müfettişi olan Selahattin Şimşek'in, Hakkari'nin sarp coğrafyasında, kar kış demeden katır sırtında köy köy dolaşarak okulları teftiş etmesi, köylülerle ilgili keskin gözlemleri, hakikaten muazzam bir okuma serüveni vadediyor. 96 sayfalık kitabı bir solukta okuduğumu belirteyim. Yazarın anlamakta ve anlamlandırmakta güçlük çektiği köylülere karşı şefkatli ve samimi yaklaşımı etkileyici üslubuyla güzel bütünleşmiş. İncelikli ve son derece canlı betimlemeler, sanki bir film izler gibi, bahsedilen coğrafyayı  biz okurların gözlerinin önüne seriyor. Daha yazarlık hayatının başında, içindeki idealizmin ışığıyla, bir dağ köyüne katır sırtında tek başına yolculuk ederken ölüme yürüyen bu değerli yazarımızı geç de olsa tanımaktan ben memnun oldum doğrusu. O dönemin kendi tarihselliği içindeki sefalet ve cehaletini, çarpıcı bir gerçekçilik merceğinde okumak beni epeyce sarstı. İyi edebiyat nihayetinde er geç okurunu buluyor. Yaklaşık 55 yıl önce kaleme alınmış ve unutuluşun sarmalında yitip gitmiş bir yazarı ve kitabını, sahafın tozlu raflarında bulup okuduktan sonra sararmış sayfaların rutubetli kokusunu derin derin içime çektim ve "Edebiyat güzel şey..." diye söylendim kendi kendime...